EŞREF BİTLİS PAŞA;

İmal edilen 60 Casa uçağı TSK kadrolarında hizmete girmiştir. Gerek nakliye gerekse yolcu taşıma amaçlı (kurye) kullanılmaktadır ve çok geçmeden ilk ölümlü kazasını yapacaktır. Hemde çok önemli bir yolcusu ile birlikte.

Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Eşref Bitlis, Siirt’e giderken bindiği Casa uçağı düşecek ve koskoca bir komutan şehit olacaktır. Siyasi ve ekonomi hayatın dalgalı geçtiği bir dönemde uluslar arası konjektürlerde Türkiye adına oynanan pek çok oyunların olduğu bir zaman diliminde bu kazanın meydana gelmesi uzman kişilerce hiç hoş karşılanmamış ve olayın gerçekleşmesinin altında “öküz altında buzağı” aranmaya başlanmıştır.

Çünkü uçağın düşüş nedeni olarak, üzerindeki buzlanma ve bu buzlanmaya maruz kalan, motor ve kanat mekanik sistemlerinin çalışmaması gösterilmiştir. Ancak dünya üzerinde her iklim koşulunda her dakika havada binlerce uçak seferlerini yaparken ve buzlanma konusunda tüm önleyici teknikler ve bilgiler varken, Türk Casa uçağının düşmesi için böyle bir neden ardına sığınılması pek gülünç gelecektir sektördeki çevrelerce, siyasi ve askeri çevrelerce. Çünkü uçağın içinde Türkiye Cumhuriyetinin yetiştirdiği nadir komutanlardan birisinin de bulunması ile bu düşüş iyice ilginç bir senaryo haline dönüşmektedir.

Siirt’de hava sıcaklığının eksi 11 derece olduğu gündüz saatlerinde eksi 60 derecelerde bile rahatça çalışabilecek uçak mekanizmalarının donma nedeniyle düşüşünü kimse açıklayamayacaktır, her ne kadar sebep buzlanma gösterilse de!

Bu konuda meraklı bazı okuyucularımıza biraz teknik bilgi aktaralım, işte havacılık sektöründe kullanılan bazı kimyasal komponentler;

US Patent no; 2,373,727
% 58,7 Etilen Glikol
% 11,2 Gelatin
% 19,2 Su
% 1,5   Sabun
% 9,0   Madeni yağ

Alman Patent no; 1,045,019
% 20 Etilen Glikol
% 80 Denatüre Alkol
% 0,2 Silikon yağı

Veya;
% 30 Etilen Glikol
% 70 Isopropil Alkol

Yukarıdaki ana komponentler için biraz bilgi verelim;

Etil Alkol; C2H5OH, Saf halde renksiz bir sıvıdır. Karakteristik kokusu ve yakıcı bir lezzeti vardır. Yanıcıdır, donuk mavi bir alevle yanar ve yüksek ısı oluşturarak karbonik asit ve suya ayrışır. Şiddetli higroskobiktir. Suda her oranda çözünür. Konsantre halde zehirlidir, fakat seyreltik halde zararsızdır.

Gliserin ; CH2OH.CHOH.CH2OH; Susuz Gliserin viskoz, kokusuz, tatlı renksiz bir sıvıdır. Sıfır derecenin altında soğutulduğunda renksiz, rombik kristaller oluşturur. Suyla sonsuz oranda karışabilir. Metanol, Etanol, n-Propanal, i-Propanol, n-Butanol, i-Butanol, Etilen Glikol, Propilen Glikol gibi kimyasallarla sınırsız oranda karışır. Aseton, Esterler, Eterler ile sınırlı oranda karışır. Higroskobik durdugu yerde havadan, ağırlığının % 50 si kadar su absorbe eder.

Etilen Glikol; CH2OH-CH2OH; Motorlarda soğutucu olarak stenobil radyatörlerinde antifriz olarak kullanılır.
Birazda buzlanmayı önleyici kimyasal karışımlar hakkında bilği verelim;

Bu bilgiler ışığında günümüz koşullarında en efektif karışım kullanmak için aşağıdaki 2 faklı çözelti grubu rahatlıkla kullanılabilir;

a- Etilen Glikol Ağırlıklı Çözelti; Hacim % si olarak,

%   58 Etilen Glikol
%   18  Propilen Glikol
%     8  Gliserin
%    4 Etil Alkol
% 10  Su
%   1  K2HPO4
%   1  Antifoam (Oktil Alkol)

b- Gliserin esaslı;

 %   38 Etilen Glikol
%    12  Propilen Glikol
%    34 Gliserin
%    4 Etil Alkol
% 10  Su
%   1  K2HPO4
%   1  Antifoam (Oktil Alkol)

Bu karışımlarda uygulanabilirlik ve teknik emniyet açısından şu değerlendirmelere dikkat edilmelidir.

Yüksek Gliserin kullanımı viskositeyi artırır uygulama zorlukları yaşanır (Özgül Ağırlıklar “15,5 º C ölçülen”; a- için; 1,116,  b- için; 1,149 ) .

Alevlenme Noktası; a-için; 124º C, b-için; 134º C. Bu nedenle karışımda kullanılan Etil Alkolun fazlalığı alevlenme noktasını düşüreceğinden dolayı tercih edilmez. 

Biraz daha teknik bilgiler vermeye devam ederek sizleri daha çok düşünmeye davet edelim, komplo teorileri üretmeden tabii ki. Dünyayı çevreleyen atmosfer yaklaşık 1.000 km kalınlığında bir gaz tabakasıdır. Oksijen, Azot, Argon, Karbon Dioksit, su buharı ve çok sayıda küçük miktarlarda gazlardan oluşur. Atmosfer ısıyı emerek dünyayı güneşin çok sert ışınlarından korur. Atmosfer olmasaydı gezegenimiz geniş bir çölden başka bir şey olmazdı. Atmosferin dünyamıza en yakın tabakası olan Troposfer (8 km) gaz yoğunluğunun en fazla olduğu tabakadır.  İkinci tabaka olan Stratosferdeki (55 km) Ozon tabakası güneşten gelen mor ötesi ışınları emer. Son iki tabaka olan Mezosfer (85 km) ve Termosfer çok az miktarda gaz  içerir.  

Görüldüğü üzere gaz yoğunluğunun en fazla olduğu troposfer’de cereyan etmektedir tüm atmosferik olaylar. Bu olayların dışında kalabilmek için hemen hemen tüm uçaklar bu mesafenin üstünde uçarlar. Ancak iniş ve kalkışlarda bu kaçınılmaz durumu yaşarlar. Ülkeler arası uçan uçaklar genelde 9-11 km yükseklikte uçuşlarını sürdürürler.

Bu aynı zamanda sivil havacılık için tanınan güvenli uçuş aralığını da içerir. Gökyüzündeki kurallara göre sivil ve askeri amaçlı kullanılacak yükseklikler (altitude) de belirlenmiştir. Bu yükseklikte ısı genelde eksi 60 º C cıvarındadır. Ve hemen hemen hiçbir uçağın bu yüksekliklerde buzlanma nedeni ile düştüğü kayıtlarda pek rastlanan bir olay değildir. Olsa idi, zaten o kadar çok sayıda güvenli uçusun yapılabilmesi imkansız olurdu.

Şimdi gelelim hava yüksekliğinin sıcaklıkla ilgisine. Zemindeki sıcaklık ne olursa olsun her 100 metre yükseklikte ısı 1 derece düşer. Gaz yoğunluğunun azalması ısı kaybına şüphesiz olumsuz etkiyecektir. Olayı şu şekilde tam olarak açıklayalım; Tibet Platosu üzerinde (ki Dünya’nın en yüksek tepelerinin bulunduğu Dünyanın tepesi diye adlandırılan yükseltilerde; Everest / Nepal; 8.850 mt, K2 / Pakistan; 8.611 mt, Kangchenjunga / Nepal; 8.586 mt, Lhotse / Nepal; 8.501 mt, Makalu /  Nepal; 8.462 mt, Cho Oyu /  Nepal-Çin; 8.201 mt) 11.000 mt yükseklikte (Aralık ayı sonu itibari ile) uç aşağı beş yukarı eksi 60º C olmaktadır uçağın dışındaki hava sıcaklığı.

Şimdi bu yüksekliğe çıkabilecek teknik donanımı ve kapasitesi olmayan Casa Hafif Nakliye uçağının çok daha düşük yükseltilerde çok daha düşük eksi derecelere muaatap olacağı da bilinmelidir. İşin sistemi ve yabancı güçleri ilgilendiren diğer bir yönünü ise aşağıdaki gerçekleşmiş bir anektodlara okurlarımıza sunalım;

Orgeneral Eşref Bitlis;
Pasa hakkında aşağıdaki ilginç ama gerçek bir olay anlatılır.
Eşref Pasa Kuzey Irak'ta Talabani ile görüşmeye gitmiş. bir konuda Talabani ayak sürüyor. Org. Bitlis ise ısrar ediyor. Talabani, Özal'la o konunun görüşüldüğünü ve Org. Bitlis'ten farklı düşündüğünü hissettiriyor. Org. Bitlis tınmıyor, tavrında ısrar ediyor. Talabani bunun üzerine görüşmeyi kesip Ankara ile görüşeceğini söylüyor.

Org. Bitlis sakin bir şekilde;
"bakın bay Talabani, siz teknolojinin en son imkanını kullansanız da, karargahınıza 15 dakikada varırsınız. Diyelim ki, hemen Ankara'yı buldunuz, söylediniz. Size cevap vermek için bir mütalaa yapılmak zorunda. bunun için en kestirmeden 20 dakika gerek, sizi tekrar bulacak, kararı bildirecek..
Geçti mi biraz daha zaman, bu da yetmez. Beni bulup bildirecekler. Bana, burada ancak ben istediğim zaman ulaşabilirler. Nereden baksanız bir kaç saat geçecek. Bu surede ben burayı dümdüz ederim, sonra da Ankara'nın telefonuna çıkıp 'pardon' derim. Ama sizin için iş işten geçmiş olur." diyor. Talabani yerine oturuyor ve kararı kabul ediyor..

Uzak ara son 50 yılın en büyük  komutanı... Türkiye’de her kesim (katillerin dışında) tarafından sevilmiş, tutulmuş nadir insanlarından biriydi.. Bugün yasadıklarımızı, yaşayacaklarımızı tahmin edip engellemeye çalışmış... isabet buyurmuş : "Atatürk'ten sonra böyle General gelmemiştir"..


*ORG. EŞREF BİTLİS'İN ŞEHİT EDİLMESİ*

ABD'nin Kuzey Irak'taki Kukla Devleti pekiştirme planlarını bozan bir
planı uygulamakta olan Org. Bitlis, *Amerikan Çekiç Güç
Helikopterlerinin PKK'ye silah ve malzeme attığını saptadı* ve
raporlarında bunu belirtti.


*Orgeneral Eşref Bitlis* işte, *Jandarma Genel Komutanı*
olarak, Amerika'nın Türkiye'nin toprak bütünlüğünü ve güvenliğini hedef
aldığını gördüğü; *bu tehlikeyi önlemek için tedbirler aldığı* ve ülke
savunmasına yönelik bir strateji geliştirdiği için Amerika tarafından
hedefe konuldu.

Org. Bitlis, helikopterle Kuzey Irak'a giderken, bu seyahat Amerika'ya
haber verilmiş olduğu halde, iki Amerikan jeti yakın uçuş yaparak
saldıkları yoğun egzost gazı ile helikoperi oksijensiz bırakıp motorunu
durdurarak düşürme denemesi yapmışlarsa da, usta pilotumuz ani dalış
manevrası ile bu suikasti boşa çıkarmıştı.

Bu suikasttan hemen sonra Amerikalılara saldırdıkları helikopterde orgeneralimiz olduğu tekrar bildirilmesine rağmen iki Amerikan jeti saldırıyı tekrarlamışlar fakat usta pilotumuz olaya tekrar hakim olabilmişti.

İkinci teşebbüs başarılı oldu. CIA tarihinin en önemli suikasti 17 Şubat
1993 günü gerçekleşti. Uçağına yapılan sabotaj sonucunda Org. Bitlis
şehit edildi.