Hem ŞEN, hem ER Bir İnsan,
Çok değil 1-2 ay öncesinde aradım dostumu! Belki 1, belki 2 yıldır duymamıştım sesini, görüşememiştik.
Sadece hatır sormaktı amacım, bu nedenle yıllardır kullandığı cep telefonu yerine ev telefonunu çaldırdım. Eşi ile konuştuk bir süre.”şimdi İstanbul’da” dedi. Telefonu kapatıp akşam saatlerinde aradım cep numarasından.”Yüksel Aslan diye bir dostunuz var mı?” diye başladım söze.
“Kalbimde taşırım” dedi, cıvıl cıvıldı sesi. Huzur, güven ve enerji veren o tatlı sakin frekansıyla hep aynı coşkuyla. Epey konuştuk. İlk İstanbul seyahatimde buluşmak sözü ile kapattık telefonu.
Randevumuza 2 hafta süre kalmıştı!
Hem ŞEN, hem ER bir insandı Dostum ŞENER KOLTUK.
Dostlarından biri olmakla her zaman gurur duydum. Sadece ben değil TAI çatısındaki toplam süreçte çalışan belki 3.500 kişinin her biri de onun dostuydu.
Herkese açık, sevgiyle yaklaşan, mert ve dürüst bir kişilikti. Hani bazen düşünüyorum da ‘yel değirmenlerine karşı savaş açan bir Don Kişot’tu’. Bir farkla ki hep kazanan taraftı!
Haksızlığa hiç tahammül edemezdi. Sayısız garibanın ve hakkının yenildiğini düşünenlerin yanında yer aldı hep.
Her tuttuğu işi, verdiği desteği başarı ile sonuçlandırırdı. Onun kitabında maglubiyet ve pes etmek yoktu, yeter ki inansın kapısına gelen kişilere.
Üst yöneticilerin yer aldığı ‘staff’ toplantısındaki nüktesi ile ilk defa gündeme girdi. Çayını içip, bisküvilerini yedikten sonra kalkıp; “benim işim kalmadı artık burada, hadi eyvallah” diyebilecek nüktedanlıkta, biraz da çılgınlıkta idi.
Şahin Tüketim Kooperatifi yönetiminde birlikte çalıştığım 11 ayda çok daha yakından tanıdım bu ER kişiyi. Her gün birkaç kez görüştüğüm bu nadide insanı daha çok sevdim. Koca bir dostluk ve güvenli ilişkiler kuruldu bu süre içinde. Geride bıraktığımız 20 yılda daha da artarak güçlendi dostluğumuz. 2 defa da Dallas da eğitimlerde karşılaşıp güzel anılar yaşadık.
TAI dışında en büyük zevki Grand Otel; Ankara Palas ta geçirdiği zamanlardı. Orada olmak evinden sonraki en büyük hobisi idi. Orada maç izler, traş olur, rahatlama içkisini yudumlardı. Defalarca beraber olduk otelin barında, ne günlerdi!
1974 de Kıprıs’ı döven ‘Mızrak’ filosundaydı ER kişi ŞENER.
Uğur Cebeci’nin alel acele hazırladığı Hürriyet Gazetesindeki bu haftaki sayfasının alt köşesinde yer aldı, son kez. O kibirsiz, alçakgönüllü, naif kişiliği ile mütevaziliğinin bir simgesi olarak sayfanın dibine yapışmıştı. Ancak bir söz vardı o birkaç satırlık güle güle yazısında fevkalade önemli olan. TAI de üretilen tüm F-16 ların ilk uçuşlarını gerçekleştirmiş ve hiçbirini ‘kırım’ denen olayı yaşatmadan fevkalade başarı ile tamamlamıştı misyonunu.
Yalova-Gölcük depreminde koşa koşa yardıma gidecek kadar altın kalpli idi. Kim derdi ki, onun iyilik dolu, sportmen yüreği bir gün yeter diyecek! Çok koşmuştu, çok çalışmıştı, dinlenmeyi böylece hak etmişti belki de.
TAI tarihinin ölümsüz insanı, çok erken ayrıldı aramızdan. Onu tanımlamak için kelimeler yetersiz.
THK nin savaşçı göklerdeki yıldızı ve tüm TAI çalışanlarının gönlünde taht kurmuş insan, seni unutmak ne mümkün!
İsmini kalbimize yazıyoruz. Yaptığın her iyilik ve yardım senin gereken yerde olmanı sağlayacaktır.
Huzur içinde uyu ŞEN ve ER insan. Sevgili dostum toprağın bol olsun.
Yüksel Aslan, 14 .06.2008