Cumhuriyet 21.05.2008 / Nuri Demirağ...
ÖZLEM YÜZAK
Bu yazıda Nuri Demirağ’dan bahsetmek istiyorum sizlere. İsmi pek bilinmez, çünkü onun adı ne bir sokak ya da caddeye ne de bir parka verilmiştir... Ancak Kurtuluş Savaşı’nın hemen akabinde Mustafa Kemal Atatürk tarafından başlatılan kalkınma hamlesinin isimsiz kahramanlarından biridir Nuri Demirağ...
1886’da Sıvas’ın Divriği ilçesinde doğan Demirağ, Maliye Bakanlığı’nın açtığı sınavı kazanarak İstanbul’a maliye memuru olarak atanır ve ardından maliye müfettişi olur. Ancak bu görevini fazla sürdürmez. Kendi ideallerini gerçekleştirmek üzere görevinden istifa ederek kardeşi ile birlikte ticaret hayatına atılır.
İlk iş olarak, o zaman azınlıkların elinde olan sigara kâğıdı üretimine girişir. “Türk Zaferi” adıyla ürettiği sigara kâğıdı, ulusal bilinçlenme ortamının da etkisiyle, kısa sürede Demirağ’ı zengin eder. Ancak farklı bir kişiliği vardır Demirağ’ın. Kazandığı paraları hep ülkenin kalkınması yönünde harcamak ister.
Cumhuriyetin kurulmasının ardından Türkiye Demiryolları ve şoseleri ile başlayan büyük imar işini benimseyerek müteahhitlik hayatına atılır.
Samsun’dan başlayarak “Fevzipaşa-Diyarbakır”, “Afyon-Antalya”, “Sıvas-Erzurum” ve “Irmak-Filyos” hatlarında 1012 kilometrelik demiryolu yapar. Fransız firmalarının demiryolu yapımını bırakmaları üzerine demiryolları yapmak için açılan ihaleye davet edilen yabancı firmalardan en ucuz teklifi veren firmanın istediği fiyatın dörtte biri fiyatına bu yolları yapacağını belirterek ihaleyi alır ve işi tamamlar. Sıvas-Erzurum arası arazi çok dağlık ve kayalık olduğu için tünel yapımı balyozlarla dağlar delinerek gerçekleştirilir. Bu çok zor ve kıt kaynaklarla yapılması imkânsız görülen uzun demiryolu inşaatlarını yapıp tamamladığı için 1934 yılında Atatürk ona ve kardeşine Demirağ soyadını verir.
İzmit SEKA Kâğıt Fabrikası’nın temelini atar, İstanbul Hal Binası inşaatlarının yapımını üstlenir...
Demirağ’ın önemli katkılarından biri de Türk havacılık alanında gerçekleşir.
Türkiye Cumhuriyeti, ordusuna yeni uçaklar almak için zengin işadamlarından para yardımında bulunmalarını ister. Bu amaçla, zamanın önemli zenginlerinden olan Nuri Demirağ’a da başvurulur. Ancak o, “Madem ki bir millet teyyaresiz yaşayamaz, öyleyse bu yaşama vasıtasını başkalarının lütfundan beklememeliyiz. Ben bu uçakların fabrikasını yapmaya talibim” diyerek farklı bir yaklaşım sergiler. 1936’da İstanbul Beşiktaş’ta bugün Deniz Müzesi’nin olduğu yerde tasarım ve prototip (model imalat) çalışmaları yapmak amacıyla büyük bir atölye kurar. Türk Hava Kurumu tarafından açılan 10 okul uçağı ve 65 planör üretimi ihalesini kazanır, hemen tasarım ve imalatına girişir. Montaj atölyesini Fransa’da uçak mühendisliği okumuş arkadaşı Selahaddin Alan ile birlikte Almanya’dan uzmanlar getirerek dökümhanesi, motor ve pervane imalathanesi, malzeme muayene ve teknik laboratuarları olan uçak imalat fabrikasına dönüştürür.
Günümüzde Uluslararası İstanbul Atatürk Havalimanı olarak kullanılan Yeşilköy Havalimanı’nın bulunduğu alan, o dönemde Nuri Demirağ’ın çiftliğidir. Buraya pistler ve hangarlar yapar. 1941 yılında pilot ve teknisyen yetiştirmek amacıyla Yeşilköy’de Gök Uçuş Okulu’nu açar. İstanbul fabrikalarında yapılan ilk yerli uçağımıza NuD38 kodu verilir. Altı kişilik olan bu uçaklar, saatte 325 kilometre hız yapabilmekte ve 1000 km. mesafeye uçabilmektedir. İlk üretilen uçak 1941 yılının Ağustos ayında Nuri Bey’in doğduğu yer olan Divriği’ye uçarak gidip gelir. Nuri Bey, 12 uçaktan oluşan bir filoyu, Bursa, Kütahya, Eskişehir, Ankara, Konya, Adana, Elazığ, Malatya rotasında uçurarak halka yerli üretim uçakların yeteneklerini göstermek ister.
Ne yazık ki Nuri Demirağ tarafından yapılan bu uçaklar THK tarafından alınmaz ve sözleşmesi de iptal edilir. Yaptığı uçaklar başka devletlere satılır. Fakat THK’nin almadığı bu uçaklar yıllarca gökyüzünde uçacak ve bir tek kaza dahi yapmayacaklardır.
Ülkenin kalkınması konusuna kafasını takmış olan Nuri Demirağ, “Milli Kalkınma Partisi”ni kurar. Ancak yapısı gereği siyasette başarılı olamaz ve Demokrat Parti’ye katılır. Demirağ, ülkemizde ilk yerli paraşüt imalatını gerçekleştirir, prefabrike evler yapar. Bu arada Bursa’da Sümerbank’ın Merinos fabrikasını, Karabük’te Demir ve Çelik Fabrikası’nı kurar.
Demirağ, İstanbul Boğazı’na “yap-işlet-devret” modeliyle köprü yapılması, Keban’a büyük bir baraj yapılması düşüncelerini de ilk kez gündeme getiren kişidir...
Demirağ’ı neden uzun uzun anlattık?
Çünkü 19 Mayıs 1919’da tam bağımsızlık için başlatılan savaş, aynı zamanda ülkenin uygarlık savaşıydı. Ve ne yazık ki 89 yıl sonraki 2008 Türkiye’si, “Ne yapalım, küreselleşmenin doğal sonucu” söylemiyle basite indirgenen, borç almanın, ülkeyi parsel parsel satmanın gelişmişlik ve büyüme olarak algılandığı bir ülke haline dönüştürüldü.
Bu açıdan Nuri Demirağ’ın öyküsü hem anlamlı hem de kalkınma hamlesinin yıllar içinde nasıl bir seyir izlediğini ortaya koyması açısından ibret verici...
NOT: Daha fazla bilgi sahibi olmak isteyenler 2007 Haziran’ında yayımlanan “Nuri Demirağ: Türkiye’nin Havacılık Efsanesi” adlı kitabı okuyabilirler.